smm panel

is binance safe bitcoin nasıl alınır bitcoin nasıl alınır online bahis siteleri canlı bahis siteleri bahis forum marsbahis gate io güvenilir mi

AÖF Cumhuriyet Dönemi Türk Nesri Ders Notları Ünite 3

  • Konbuyu başlatan Esperɑnzɑ
  • Başlangıç tarihi
E

Esperɑnzɑ

Guest
MAKALE- FIKRA
MAKALE( Kesin kanıt, İnandırıcı veri)
“Makale ” nin Anlamı ve Tarifi
Makale; bir konuda bilgi vermek, ele alınan konuyu, düşünceyi,
tezi savunmak amacıyla yazılan yazıdır .
Söz konusu edilen düşünce , derinlemesine bir bakış açısıyla
detaylı bir şekilde dayanaklar etrafında , inceleme ve
araştırmalarla tartışılır ve ispat edilmeye çalışılır .
Makale, ele aldığı konuyu ispat gayreti ve kesin kanıtlara
dayanma metodu bakımından deneme , sohbet ve fıkra gibi
düzyazı türlerinden ayrılır .
makalenin temel hareket noktası düşüncedir.
Ele alınan konu bir tem , bir imge, kişi , bir eser de olsa bir
düşünce etrafında işlenir veya bunun sonucunda
bir düşünce üretilir.
Makalenin bilimsel boyutu olduğundan didaktik/öğretici özelliği
bulunmaktadır.
Makalede ciddi , sade ve anlaşılır bir dil tercih edilir.
Bazendesanatkarane bir dilde söz konusu olabilir .
Makalenin konusu günlük olabileceği gibi, herhangi bir bilim
dalıyla alâkalı olarak felsefe , sanat , edebiyat konularında da
yazılabilmektedir.
Günlük konularla ilgili olanları daha çok gazetelerde günlük
problemlere bağlı olarak gündemi meşgul
eden , siyasal, sosyal, vs . durumlar, olaylar , olgular üzerine
yazılmakta iken; bilhassa akademik dergilerde karşımıza
çıkanlar, günü aşan , daha evrensel nitelikler taşıyan, değişik
bilim alanlarının ihtisas gerektiren konularından seçilmekte ve
kimi zaman belirli bir metodik yaklaşımın uygulama
yöntemlerini de kullanmaktadır .
makalenin “giriş ” bölümünde konu ortaya konur ve bununla
ilgili iddialar , tezler sıralanır; “gelişme ” bölümünde değişik
kanıtlarla iddianın ispatına gidilir ; “sonuç ” bölümünde ise ,
yazıdan çıkarılmak istenen düşüncelere varıldığı gösterilir.
Gazete makalesi ile bir köşe yazısı olan gazete fıkrası
arasındaki fark , makalenin ele aldığı güncel konuyu ispat etme
arzusuna karşılık fıkranın böyle bir zorunluluğunun
bulunmamasıdır .
Makalede iddia ve ispat sabit kalmak koşuluyla bir konu
sınırlamasından bahsedilemez .
Hemen her konuda makale yazılabilir .
Resim , müzik , edebiyat gibi sosyal bilim dallarında, fizik ,
kimya , biyoloji gibi fen bilimi dallarında; kültür, politika , spor ,
askeriye alanlarında makaleler yazılabilir .
Türk edebiyatının batılılaşmasında gazete ve dergilerin rolü
tartışılmazdır. Özellikle düz yazı türlerinin edebiyatımızda
gelişmesinde bilhassa gazete çok önemli bir rol oynamıştır .
Eski edebiyatımızda sanat gayreti ön planda olduğu için şiirin
gelişmişliği yanında düz yazı geri kalmıştır .
Tanzimat dönemindeki gazete ve dergilerde çıkan bazı düzyazı
örneklerini ister istemez , sonradan kesin sınırlarına kavuşan
düzyazıların pek çoğunun ilk örneği olarak kabul etmek
durumunda kalmaktayız .
Şinasi’ nin , Namık Kemal ’ in veya Ziya Paşa ’ nın bu dönem
gazetelerindeki bazı yazıları hem makalenin ve hem de
eleştirinin, denemenin, gazete fıkrasının örneği olarak kabul
edilmektedir.
Türk Edebiyatında Makale ( Edebiyatımıza gazete ile girmiştir )
Bu dönemde kültür hayatımıza giren gazetenin önemli bir
iletişim vasıtası görevi gördüğü ve pek çok Batılı edebi türün
tanınmasına ve yaygınlaşmasına vesile olduğu söylenebilir .
Makalenin, düzyazı türleriyle karışık bir şekilde edebiyatımıza
gazeteler vasıtasıyla girdiğini söylemek mümkündür .
Mesela “1 Agustos 1840 ’ ta ingiliz asıllı William Churchill’ in
imtiyaz sahibi bulunduğu , başlangıçta on günde bir , 139 .
sayıdan itibaren de haftalık olarak çıkan ve yarı resmî olan
Ceride-i Havadis gazetesi , ilim ve ahlak konularından başka
edebiyat üzerine makaleler.. ” de yayımlamaktadır .
“Bu gazete Türk okuyucusunun sadece edebî konularla
karşılaşmasını değil aynı zamanda vatan sevgisi hakkındaki
makaleyle vatan konusuna , dünyadan haberlerle dünya
hareketlerine alaka ve merakının uyanmasının da ilk işaretlerini
taşımıştır. ”
Dolayısıyla hep söylene geldiğinin aksine, kültür hayatımızda
ilk makale örneklerine Tercüman -ı Ahval ’ den önce rastlamak
mümkündür .
Kültürümüzde günlük gazete anlayışının doğmasına yol açan
ilk gazete ise , 1860 tarihli Tercüman -ı Ahval ’ dir .
Şinasi’ nin Agah Efendi ile birlikte çıkardığı bu gazete ,
mukaddimesinde Şinasi ’ nin ifade ettiği amaçları doğrultusunda
toplumu aydınlatma maksatlı pek çok makaleye yer verir .
Şinasi’ nin aynı bilgilendirme maksatlı tavrı, 1862 tarihli Tasvir -
i Efkâr gazetesinde de devam eder . şinasi , iç ve dış siyasetin
yanı sıra , sanat ve edebiyat konulu makalelere de bu gazetede
yer verir . Fakat tekrar etmekte yarar vardır: Bu yazıların bir
kısmı , aynı zamanda bizdeki ilk eleştiri, deneme vs . düzyazı
türlerinin özelliklerini de içinde barındırmaktadır.
Tanzimat dönemi gazetecilerinin büyük oranda edebiyatçı
olmaları, yeni edebi türlerin gazetelerde yaygınlaşmasına yol
açmıştır.
Ahmet Hamdi Tanpınar ’ ın ifade ettiği gibi bu dönem gazeteleri,
1880’ lere kadar hem edebiyatçıların ve hem de yeni edebi
türlerin yetişme yerlerinden biri olmuş ve yeniliği idare
etmiştir.
Şinasi’ nin Avrupa’ ya kaçması üzerine Tasvir -i Efkar bu kez
Namık Kemal , Recaizade Mahmut Ekrem ve Ebuzziya Tevfik ’ in
diğer edebi eserlerinin olduğu gibi sanat , edebiyat, siyaset
konulu makalelerine de kaynaklık etmiştir .
Namık Kemal , Londra’ da Ziya Pasa ile birlikte
çıkardıklarıHürriyet ( 1868) ve istanbul ’ a döndükten sonra
çıkardığıibret ( 1871); Ahmet Mithat Efendi , Devir ( 1872 ) ve
Tercüman- ıHakîkat( 1878 ); Semseddin Sami , Sabah ( 1876)
ve Tercümân- ı şark ( 1878 ); Ebuzziya Tevfik , Hadîka ( 1872 )
ve Sirâc ( 1873 ) , Basîretçi Ali Bey, Basîret( 1869 ) gazetesinde
hem kendileri ve hem de başka pek çok yazarın din , vatan ,
siyaset , edebiyat konulu makalelerine yer verirken sadece
makale türünün değil , genel anlamda bütün bir edebiyatımızın
ve hayatımızın değişmesinde önemli bir rol oynamışlardır.
yenilik edebiyatımız için oldukça önemli olduğu düşünülen Ziya
Paşa’ nın “şiir ve inşa ” makalesi Londra ’ da çıkardıkları Hürriyet
gazetesinde ve Namık Kemal ”in “Lisan-ı Osmânî’ nin Edebiyatı
Hakkında Bazı Mülâhazâtışâmildir ” başlıklı makalesi ise
Tasvir -i Efkâr ’ da yayımlanmıştır.
Muallim Naci de Ahmet Mithat Efendi’ nin Tercüman -ı
Hakikat gazetesindeki köşesinde genç şairlerin şiirlerini
değerlendirdiği eleştirel yazılarının yanı sıra çeviri ve
makalelerine de yer verir .
Tanzimat’ tan Cumhuriyet’ e kadar olan dönemde gazete ve
edebiyat iç içe olduğu için , hemen her edebiyatçı ve sanatçı
makale de yazmıştır .
Tanzimat neslinden sonra gelen Servet- i Fünûn ve Milli
Edebiyat yazar ve şairleri , - kimi zaman eleştiriyle karışık da
olsa - makale türünü daha da olgunlaştırmışlardır .
Halit Ziya , Tevfik Fikret , Cenap şahabettin , Hüseyin Cahit ,
Süleyman Nazif, Beşir Fuad , Ziya Gökalp , Mehmet Emin
Yurdakul, Fuat Kö pr ülü, Ömer Seyfettin, Ali Canip ve daha da
arttırılabilecek pek çok yazar ve şair , dil , edebiyat, sanat ,
siyaset , tarih, din gibi sosyal, siyasal , tarihsel , güncel
konulardaki makaleleriyle edebiyatımızda bilimsel bir mantığın
da yerleşmesine katkıda bulunmuşlardır .
Bir kısmı Cumhuriyet öncesinde de yazmakla birlikte , Yakup
Kadri, Reşat Nuri , Halide Edip, Hüseyin Cahit Yalçın , Refik
Halit , Nurullah Ataç, Peyami Safa, Sabri Esat Siyavuşgil , Refik
Halit Karay, Ahmet Hamdi Tanpınar , Suut Kemal Yetkin ,
Sabahattin Eyuboğlu, Erol Güngör, Nadir Nadi, Cumhuriyet
sonrasında gazete makalesiyle dikkat çeken isimlerdir .
Dergi makalelerinde de oldukça önemli bir artış olmuştur .
Bugün gazete makalelerinin daha çok siyasi ve sosyal merkezli
bir içeri ¤ e sahip olmalarına ve yazarlarının genellikle
gazetecilikten gelen kimseler olmasına karşın dergi makaleleri
özel bilimsel alanlarda oldukça zengin bir çeşitlilikte dikkat
çekmektedir.
Bilhassa sosyal bilimler çerçevesinde makaleleri kitap haline
getirilen araştırmacıların eserlerinin bir kısmını sıralamak bile
bu konudaki zenginliği gösterecektir. Bu tipteki makalelerin
özellikle Makaleler başlığı altında toplanması bir gelenek halini
almış görünmektedir.
bu geleneğin önde gelen eserlerinin başında Ahmet Hamdi
Tanpınar ’ ın Edebiyat Üzerine Makaleler ( 1969)’ i ve Mehmet
Kaplan ’ ın, Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar I, ( 1976 );
Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar II , ( 1987 ) ve Türk
Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar 3: Tip Tahlilleri ( 1985 )
isimli eserleri gelmektedir . Daha sonra yine önemli
akademisyenlerin makalelerini bir araya getirdiği
görülmektedir .
Son yıllarda akademik seviyedeki makalelerin yer aldığı bu
tarzdaki kitaplara şunlar örnek olarak verilebilir:
• ismail Aka, Makaleler ( 2005 )
• Abdülkadir inan, Makaleler ve incelemeler ( 1998 )
• Abdülkadir Turan , Kimliğime Dokunmayın: şiir -Makale
( 1996)
• Ahmet BicanErcilasun , Makaleler / Dil - Destan - Tarih -
Edebiyat ( 2007 )
• Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Sufiliğine Bakışlar &
Makaleler-incelemeler
• Ali Sevim, Makaleler ( 2005 )
• Aydın Taneri, Makaleler ( 2005)
• Azmi Süslü , Makaleler ( 2006 )
• Ahmet BicanErcilasun , Makaleler ( 2007 )
• Baki Kuru, Makaleler ( 2006 )
• Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış( 1983 )
• Ekrem Hakkı Ayverdi , Makaleler ( 1985 )
• Erdoğan Moroğlu , Makaleler ( 2006 )
• Hakkı Dursun Yıldız, Makaleler ( 2007)
• Halil inalcık , Doğu Batı Makaleler ( 2009)
• Hilmi Yavuz, Edebiyat ve Sanat Üzerine Yazılar
Makaleler ( 2005 )
• Kazım Yaşar Kopraman, Makaleler ( 2005 )
• Mehmet Ali Ünal, Osmanlı Devri Üzerine Makaleler,
Araştırmalar, ( 1999)
• Musa Duman , Makaleler Eski Türkiye Türkçesinden
Osmanlı Türkçesine
• Orhan Kö pr ülü/Bilgehan A . Gökdağ, Makaleler, ( 2006 )
• Osman Turan , Makaleler Kurtuba ( 2010)
• Sabri F. Ülgener, Makaleler ( 2006)
• Süleyman Ateş , Makaleler ( 1996 )
• şerif Baştav , Makaleler ( 2005 )
• şerif Mardin, Siyasal ve Sosyal Bilimler Makaleler, ( 2007 )
• Talat Koçyiğit , Makaleler ( 2009 )
• Yahya Kemal Beyatlı , Mektuplar Makaleler ( 1977 )
Özellikle üniversite çevresinde tecrübesi ve eserleriyle alanına
önemli katkılarda bulunmuş akademisyenler
adına çıkarılan armağan kitapları ve ünlü yazar ve şairlerin
doğum ve ölüm yıldönümleri dolayısıyla çıkarılan anma
kitapları da pek çok makaleyi içinde barındırmaları bakımından
konumuz itibariyle dikkate alınması gerekir . Bunlardan bazıları :
• Ahmet Öncü ( Derleyen ) , şerif Mardin ’ e Armağan ( 2009 )
• Ahmet Sevgi ( Haz .) , Erol Güngör ’ ün Anısına Armağan
( 1998)
• Alpay Kabacalı , 100 . Doğum Yılında Nazım Hikmet ’ e
Armağan ( 2002 )
• Ezel Elverdi ( Editör ) , inci Enginün ’ e Armağan ( 1997 )
• Halef Nas ( Haz .) , Ömer Faruk Huyugüzel’ e Armağan
( 2010)
• Handan inci ( Haz. ) , Oğuz Atay ’ a Armağan ( 2008 )
• Handan inci ( Haz. ) , Zeynep Kerman Kitabı , ( 2010 )
• Kollektif , Mehmet Kaplan’ a Armağan ( 1984 )
• Kollektif , Prof . Dr . Bekir Kütükoğlu ’ na Armağan ( 1991 )
• M . Ö . Alkan, Mete Tunçay ’ a Armağan ( 2007 )
• Nazan Aksoy ( Haz.) , Berna Moran ’ a Armağan ( 2008)
• Veysel Çetin, Afşar Timuçin ’ e Armağan ( 2010 )
• Yakup Çelik ( Editör ) , Attila ilhan Armağanı ( 2010)
• Zeynep Kerman , Mehmet Kaplan için ( 1988 )
Önemli ulusal gazeteler ve buralarda makale yazılarıyla ön
plana çıkan yazarlar etrafında konuya devam etmek uygun
olacaktır .
Bu anlamda ilk dikkati çeken gazetelerden biri Vakit ’ tir.
VAKİT GAZETESİ
1917’ de Ahmet Emin Yalman ve As›m Us tarafından yayına
başlayan Vakit gazetesi 1934 ’ te Kurun adını alır , fakat bir
süre sonra yine Vakit adına döner .
Bu gazetede Yusuf Ziya, Sadri Ertem , Hakkı Süha , Refik
Ahmet, Fikret Adil dönemin önemli sosyal, kültürel ve siyasal
olaylarıyla ilgili makaleler ve fıkralar yazarlar.
CUMHURİYET GAZETESİ
1924’ te Yunus Nadi , Nebizade Hamdi ve Zekeriya Sertel’ in
birlikte kurdukları ve isim babalığını Atatürk ’ ün
yaptığıCumhuriyet gazetesi bugün hâlâ yayın hayatına devam
etmektedir.
1945 yılına kadar gazetenin baş makalelerini genellikle Yunus
Nadi yazmıştır .
Zekeriya Sertel, Yakup Kadri, Abidin Daver, M .Nermi , şükrü
Kaya gibi yazarların da baş makale yazdıkları görülür .
ilk yıllarında Aka Gündüz, Hasan Bedreddin, Reşat Ekrem Koçu ,
Ahmet Rasim, Peyami Safa, Ahmet Refik , ismail Habip , Abidin
Daver, Cenap şahabettin , Vedat Nedim, Halit Ziya, Cevat Fehmi
Başkut , Mümtaz Faik , Fuad Kö pr ülü, Halit Fahri gibi önemli
isimlerin makale ve fıkralarına da yer verilmiştir.
Yunus Nadi ’ den sonra Nadir Nadi baş makaleleri yazmaya
devam etmiş , Doğan Nadi ise genellikle fıkralar yazmıştır .
TAN GAZETESİ
İş Bankası tarafından 1935 yılında kurulan ve Ali Naci Karacan
tarafından yönetilen Tan gazetesinde Ahmet Emin Yalman,
Zekeriya Sertel, Halil Lütfi Dördüncü , Sabiha Sertel, Burhan
Felek, Fikret Adil, Eşref şefik, Refik Halit Karay ve Reşit Cevat
Ulunay gibi isimler fıkra ve makale yazmaktadırlar .
AKŞAM GAZETESİ
Türkiye’ nin en eski gazetelerinden olan ve 1918’ de yayın
hayatına başlayan Akşam gazetesinde Necmettin Sadak , Falih
Rıfkı Atay, Ali Naci Karacan gibi isimler Cumhuriyet yıllarında
da makale ve fıkralarıyla yazmaya devam ederler . Nazım
Hikmet de bu gazetede “Orhan Selim” adıyla küçük fıkralar
yazmıştır .
HAKİMİYET-İ MİLLİYE
Atatürk’ ün 1920 yılının ilk günlerinde Ankara ’ da kurduğu
Hâkimiyet -i Milliye gazetesi ise, 1934 ’ te Ulus adını alır .
Falih Rıfkı Atay’ ın yönetiminde çıkan gazete, hükümetin ve
CHP ’ nin görüşlerini yansıtır .
Ulus’ un zengin yazı kadrosu içerisinde yer alan Necip Ali
Küçüka, Vedat Nedim Tör, Orhan şaik Gökyay, Yakup Kadri
Zeki Mesud , Burhan Belge, Nurullah Ataç, Cemal Kutay gibi
isimler, Cumhuriyet’ in ilk yıllarındaki problemlere dikkat çeken
makale, eleştiri ve fıkralar yazmışlardır .
NOT : İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise Tan , Vatan , Akşam ,
Tanin , Tasvir -i Efkâr gibi gazeteler ve bazı dergiler , siyasal
olayların etkisiyle politik tarafı ön plana çıkan makale ve
fıkralara yer verirler .
NOT : 1960 ’ lı yıllardan itibaren edebiyatın gazetelerden
uzaklaşmaya başladığı görülür .
HÜRRİYET GAZETESİ
1948’ de yayın hayatına giren Hürriyet gazetesinin kurucusu
Sedat Simavi ’ dir .
Gazetenin önemli makale yazarları arasında Ertuğrul Özkök ,
Oktay Ekşi , Selim ileri, Konur Ertop , Hıfzı Topuz , Hasan Bülent
Kahraman, Doğan Hızlan, Emre Kongar , Asım Bezirci , Nedim
Gürsel, Füsun Akatlı , Berna Moran, Vedat Günyol ,
AtillaÖzkırımlı , Atilla Dorsay, Tahsin Yücel, Murat Bardakçı ,
YusufÇotuksöken , Cevdet Kudret , Yaşar Kemal gibi isimler
sayılabilir
MİLLİYET GAZETESİ
Türk gazetecilik tarihinde önemli bir yeri olan Milliyet ise
1950’ de gazetenin hem sahibi ve hem de başyazarı olan Ali
Naci Karacan tarafından kurulmuştur.
Gazetenin önemli makale yazarları arasında bilhassa sanat ,
edebiyat ve kültürle ilişkili olanları saymak bile yeterli bir fikir
verecektir.
Makale başta olmak üzere, deneme , Fıkra ve eleştirileriyle de
ön plana çıkan Milliyet yazarları arasında özellikle şu isimler
dikkat çeker : Reşi Cevat, Aziz Nesin , Özdemir Nutku , Ahmet
Cemal, Alpay Kabacalı , Vedat Günyol , Cevat Çapan, ilhami
Soysal, Demir Özlü , Enis Batur, Atilla Dorsay , Konur Ertop , Ayla
Kutlu, ilber Ortaylı , Erhan Bener , Nurullah Ataç, Sabahattin
Eyüboğlu, Yaşar Nabi Nayır , Feyza Hepçilingirler , Vecdi Sayar,
Atilla Özkırımlı .. .
TERCÜMAN GAZETESİ
Bugünkü Tercüman gazetesi ise milliyetçi ve muhafazakâr bir
çizgide yayın yapmak üzere 1961 yılında Hadiselere
Tercüman adıyla çıkmıştır .
Kemal Ilıcak , Ünal Sakman ve Saadettin Çulcu gazetenin
kurucuları arasındadırlar.
İlk dönemlerinde Yakup Kadri , Kadircan Kaşı, Rauf Tamer ,
Tarık Buğra , Yaşar Nabi Nayır , Ahmet Kabaklı , Nazlı Ilıcak ,
Yavuz Donat gibi isimler önemli konularda makaleler
yazmışlardır .
1955’ te çıkmaya başlayan Yeni Sabah gazetesinde Nezih
Demirkent , Müşerref Hekimoğlu, Nezihe Araz, Hakkı Devrim ,
Altan Erbulak , gibi isimlerin makalelerine rastlanmaktadır .
Ayrıca bugün büyük gazeteler arasına girmiş olan ve
1980’ lerin ortalarında yayın hayatına başlamış olan Sabah
( 1985) ve Zaman ( 1986) gazeteleri de önemli siyasal, kültürel ,
sosyal, ekonomik , dini vs konulardaki makalelerle gündemi
takip eden ve pek çok okuyucu bulan gazeteler olmuşlardır .
Zaman gazetesi yazar kadrosunda yer alan Fehmi Koru , Ali
Bulaç, Mehmet Doğan, Hüseyin Hatemi, Nevzat Yalçıntaş ,
ismail Hekimoğlu , Nezih Uzel gibi isimler, gündeme ilişkin
makale, deneme , fıkra ve eleştirileriyle muhafazakâr
okuyucunun ilgisi çekmeye devam etmektedir.
Cumhuriyet’ in ilk yıllarında çıkan Haftalık Resimli
Gazete’ deZiyaettin Fahri , Mustafa şekip, Ahmet Refik;
1939’ da çıkan Yeni Gün’ de Refik Halit , ıbrahim Hakkı Konyalı ,
Yusuf Ziya , Nizamettin Nazif, Kandemir , Burhan Felek, Mahmut
Yesari ; 1950 ’ lerde çıkan Yeni Sabah ’ ta ise Abdülhak şinasi
Hisar , Hilmi Ziya Ülken , Sabri Esat Siyavuşgil , Sulhi Dönmezer ,
Cahit Tanyol , Reşi Cevat Ulunay gibi isimlerin makalelerine
rastlanmaktadır .
SIRA SİZDE 2
Gazete ve dergi makaleleri arasında ki fark nedir ?
Gazete makalesi daha çok gündelik ya da genel konularda
yazılan ve konuyu ispatlamaya , belgelemeye çalışan bir
yazıdır. Dergi makalesi ise daha çok belli bir bilim dalına ait ,
özel konulu, o bilim dalının terminolojisini kullanan ve bilimsel
verilerden hareket eden yazıdır.
FIKRA
“Fıkra ”nın Anlamı ve Tarifi
Bir yazarın gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda, güncel
sosyal ve siyasal olayları belli bir bakış açısından ;
kanıtlama, belgeleme , ayrıntılama gereği duymadan ,
günlük konuşma diline yakın bir üslupla , yer yer
nüktelere yer vererek değerlendirdiği kısa düşünce
yazılarına fıkra denir.
Fıkralarda genellikle iğneleyici , alaycı ve bazen de eleştirel bir
sohbet tarzı benimsenir . inandırıcı, etkileyici , senli benli ve
çoğunlukla konuşma diline yakın serbest bir üslup kullanılır.
Fıkra yazıları gazete ve dergilerin belli sütun ve köşelerinde yer
alırlar ve bunlara “köşe yazısı” da denir .
yazıların amacı güncel bir takım siyasî, kültürel , ekonomik ,
toplumsal konuları eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak
okuyucuyu bilgilendirmek, yönlendirmektir .
İlk zamanlarda sosyal ve siyasal ağırlıklı bir içerikte karşımıza
çıkan fıkralarda bugün , sağlıktan , spora , sanata , ekonomiye
kadar pek çok günlük konu ele alınmaktadır .
Yazarın ideolojisinin , dünya görüşünün ön plana çıktığı
fıkralarda kesinlikten ziyade canlı , ilgi çekici , esprili olmaya
özen gösteren bir üslup söz konusudur .
Yazar bir sonuca varır, fakat okuru ikna etme amacı gütmez ,
sadece düşündürmeyi amaçlar.
Bu tür gazete ve dergi yazısı olan fıkraları , kısa hikâye
niteliğindeki , nükteli, mizah öğesi taşıyan ve daha çok
güldürmeyi amaçlayan fıkralarla karıştırmamak gerekir .
SIRA SİZDE
Gazete fıkrası ile güldürü fıkrası arasındaki fark nedir ?
Gazete fıkraları düşünce içeriklidir, güldürü fıkraları ise adında
da anlaşılacağı gibi güldürü maksatlıdır. Birinde bir düşünceyi
belli bir bakış açısından ispatlama zorunluluğu olmadan
iğneleyici ve alaycı bir konuşma üslubuyla anlatmak varken ,
öbüründe amaç güldürmektir.
Türk Edebiyatında Fıkra
Kültür hayatımıza gazetenin girişi, beraberinde pek çok batılı
yazı türünü de getirmiştir. Bunlar içinde roman ve hikâye ön
planda olsa da bilhassa şinasi ’ ninTercüman -ı Ahval ( 1860)
ve Tasvir -i Efkar (1862 )’ ından itibaren sade bir dil anlayışı
etrafında güncel ve evrensel problemlere bağlı konular bir
deneme , eleştiri, sohbet, makale, fıkra havası içinde ele
alınmaya başlanmıştır.
Eski Türk edebiyatında zengin bir düzyazı çeşidinin
bulunmaması ve var olanında da şiirselliğin ön planda olması ,
fıkra , deneme , eleştiri , makale ve sohbet gibi gazete ve dergi
yazılarının kesin çizgilerle kültür hayatımızda başlangıçlarının
olmamasına ve uzun zaman bunların karışık bir özellikte
kendilerini devam ettirmelerine yol açmıştır.
Şinasi, Namık Kemal , Ziya Paşa , Recaizade Mahmut Ekrem ,
Muallim Naci, Ahmet Mithat Efendi, şemsettin Sami , Ebuzziya
Tevfik , vb . yazar ve şairler edebiyatımızın Tanzimat dönemi
sonrasındaki fıkra yazarları arasında sayılabilirler.
Şinasi’ nin Tasvir - i Efkar( 1862 )’ ından itibaren gazetelerin
sayıca artmasıHürriyet , ibret , Tercüman -ı Hakikat, Hadika ,
Sabah gibi gazetelerle edebiyat hayatının da yönlendirilmesi ,
pek çok edebi türün yanında düz yazıların da giderek artarak
edebiyatımızda yer etmesine neden olmuştur .
II. Abdülhamit döneminde sansür dolayısıyla gazetelerin
sayısının azalması fıkra yazılarında da azalmaya yol açmış ,
fakat 1908 II. Meşrutiyet sonrasında oldukça zengin matbuat
hayatına karşılık gazete yazılarında , dolayısıyla fıkra
yazılarında da nitelik ve nicelik bakımından önemli bir artış ve
zenginleşme olmuştur .
Peyamı Sabah , Alemdar , istanbul , Akşam , Vakit , Aydede ,
Yeni Gün , ileri , Ulus, Hâkimiyeti Milliye, Hürriyet , Sabah ,
Günaydın, Bugün , Milliyet , Türkiye, Cumhuriyet,
Tercüman, Yeni Asır gibi bir kısmı Cumhuriyet öncesinde de
çıkan gazetelerde dönemin ünlü edebiyatçıları, yazarları ,
şairleri, gazetecileri , güncel problemlerle ilgili fıkralar
yazmışlardır .
Bunlar arasında gazete köşelerindeki fıkralarıyla Cumhuriyet
sonrası dönemde de ön plana çıkan yazarlar arasında bilhassa
Ahmet Rasim, Yakup Kadri , Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay,
Refik Halit Karay , Orhan Seyfi Orhon , Peyami Safa, Hasan Ali
Yücel, Aka Gündüz, Burhan Felek gibi yazarlar bulunmaktadır.
Son yıllarda ise Nazlı Ilıcak , Rauf Tamer , Ahmet Kabaklı , Çetin
Altan, Oktay Ekşi , Uğur Mumcu , Abdi ipekçi, ilhan Selçuk ,
Ergun Göze , Hasan Pulur , Mehmet Barlas, Fehmi Koru , Taha
Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Taşgetiren, Cengiz Çandar, Yavuz
Gökmen, Gülay Göktürk dikkat çeken fıkralarıyla okur üzerinde
etkili olmuşlardır .
Bütün bu adını saydığımız ve saymadığımız fıkra yazarlarının
yazıları üzerinde dönemin siyasal, sosyal yapısının etkili
olduğunu söylemek lazımdır .
Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında fıkra yazılarıyla tanınan
yazarlarımızdan bazıları ve fıkralarını bir araya getirdikleri
eserleri şunlardır:
Ahmet Rasim, Eşkâl - i Zaman ( 1918 ) , Gülüp Ağladıklarım
( 1924) , Muharrir Bu Ya ( 1926 ) isimli eserlerinde dönemin
değişik gazete ve dergilerinde yazmış olduğu deneme , sohbet
ve fıkralarını bir araya getirmiştir .
Falih Rıfkı Atay, Hâkimiyeti Milliye , Milliyet, Ulus,
Cumhuriyet ve Dünya gazetelerinde döneminin sosyal ,
siyasal problemlerini , yeni Türkiye Cumhuriyetinin sıkıntılarını
el alan fıkralar yazdı . Eski Saat ( 1933 ) , Niçin Kurtulmamak
( 1953) , Çile ( 1955 ) , inanç ( 1965 ) , Kurtuluş ( 1966 ) , Pazar
Konuşmaları ( 1966 ) isimli kitaplarında değişik düzyazılarıyla
karışık fıkraları da bulunmaktadır.
Yine Cumhuriyet döneminde siyasi, sosyal içerikli fıkralarıyla
ön plana çıkan bir diğer isim Arif Nihat Asya ’ dır . Arif Nihat
Asya’ nın değişik dergi ve gazetelerdeki fıkraları daha sonra
Kanatlar ve Gagalar ( 1945 ) , Enikli Kapı-Top Sesleri
( 1964) , Terazi Kendini Tartamaz ( 1967) , Tehdit Mektupları
( 1967) , Onlar Bu Dilden Anlar ( 1970 ) , Aramak ve
Söyleyememek ( 1976 ) , Ayın Aynasında ( 1976 ) , Kubbeler
( 1976) isimli kitaplarında toplanmıştır.
Peyami Safa’ nın çok sayıdaki gazete ve dergi yazısının Ötüken
Yayınevi tarafından bir araya getirildiği Objektif başlıklı seride
fıkralarına da yer verilmiştir.
Ahmet Haşim’ in, Gurebahaneyi Laklakan ( 1928 ) , Bize Göre
( 1928) , Frankfurt Seyahatnamesi ( 1933) isimli eserlerinde
gezi, hatıra ve deneme ile karışık fıkralarına da rastlamaktayız .
Hüseyin Cahit Yalçın , oldukça inişli çıkışlı geçen siyasal
yaşamına bağlı olarak bu konulardaki görüşlerini Akşam ve
Tanin , Yeni Sabah , Ulus, Yeni Ulus, Yedigüngibi
gazetelerdeki deneme , sohbet ve fıkralarında dile getirir .
Biri yurtiçi ve biri de yurt dışı olmak üzere iki kere sürgün
hayatı yaşayan Refik Halit Karay ’ ın pek çok türdeki eserlerinin
yanı sıra siyasi ağırlıklı fıkralarının da yer aldığıBir içim Su
( 1931) , Bir Avuç Saçma ( 1937 ) , ilk Adım ( 1941 ) , Üç Nesil
Üç Hayat ( 1943 ) , Makyajlı Kadın ( 1943 ) , Tanrıya şikayet
( 1944) isimli eserleri bulunmaktadır.
Orhan Seyfi Orhon ’ un Fiskeler ( 1922 ) , Dün Bugün Yarın
( 1943) , Kulaktan Kulağa ( 1943 ); Burhan Felek ’ in Felek
( 1947) , Yaşadığımız Günler ( 1971 ) , Recebin Kahvesi
( 1984) , Biraz da Yarenlik ( 1984 ) , Felek ’ ten Dostlara
( 1984) , Geçmiş Zaman Olur ki ( 1985); Ahmet Kabaklı’ nın
Müslüman Türkiye ( 1970 ) , Mabet ve Millet ( 1970 ) ,
Bürokrasi ve Biz ( 1976) , Sohbetler ( 1987 ) isimli eserlerinde
zaman zaman değişik düzyazı türleriyle karışık fıkralarına yer
vermişlerdir.
Bugün gazete makalesi ile gazete fıkrası arasındaki fark
kalkmış gibi görünmekte onun yerine zaman zaman her
ikisinin de özelliklerini barındıran “başyazı ” veya “köşe yazısı”
gibi tanımlamalar kullanılmaktadır.
 
Üst